Thursday, November 12, 2009

Melodi



Uzun zamandır bir albümü 8-10 kere arka arkaya dinlememiştim, müzik mi çok güzel analog ses mi çok güzel karar veremedim.
Melodi ne güzel bir isimdir.
Heyecanlıyım, önümüzdeki ay dünya turu hayalimi- dünya turu olmasa da uzun seyirler, okyanus geçişi-  gerçekleştirebilmek için önemli bir adım atıyormuşum gibi hissediyorum.
Özellikle piyano ve gitarda, bazı anlık crescendoların sonunda  seste distortion -bozulma- oluyor. Pikabın ayarlarıyla mı ilgilidir acaba? Yardım. Pikabın düz durup durmadığını hala kontrol etmemiş olmam ayrı bir tartışma konusu.Şu minyatür su terazilerinden almak lazım.


Ankara' da Gill veya HH satan hiçbir mağaza olmaması normal mi?

Tuesday, November 10, 2009

1000 nm

Önümüzdeki ay...
Toplam 1000 deniz mili...
İki hafta...
İlk uzun seyir...

Detaylar burada

Sunday, November 8, 2009

Yeni oyuncağım



Saturday, November 7, 2009

Gökova

Çarşamba sabah erken 2007 model Bavaria 37 teknemizi teslim aldık, alışverişimizi yaptık tam marinadan çıkıcaz yağmur başladı. Ekip yağmura rağmen çıkmak istese de su geçirmez kıyafetim olmadığı için yağmurun dinmesini bekledim. Rota Çökertme. Bu geceyi orda geçirip ertesi gün Gökovaya gidicez. Yağmur diner dinmez yola çıktık, hiç rüzgar olmadığı için motor seyriyle tam hava kararmasına yakın Çökertme' nin batısındaki koya demir atıp kıçtan kara bağlandık. Hiç gece seyir tecrübem olmadığı için gece seyir yapmaya korkuyorum. Denizcilikle ilgili biran önce öğrenmem gereken en önemli konulardan biri bu.
Ertesi gün Çökertmeden çıkıp yelken açtık, 1-2 saat rüzgarsız debelendikten sonra rüzgar 10 knot civarına çıkınca çok keyifli bir apaz seyriyle Küçük Çatıya geldik gelmesine de chartplotter öyle demiyor. Chartplottera göre bir yandaki koya giriyorum. Biraz dolaştıktan sonra farkettim ki bizim chartplotter 400-500 metre hata yapıyor ve bizi yanlış yerde gösteriyor. Bildiğim kadarıyla GPS in hatası 5-10 metre civarında, bu hata nerden kaynaklanıyor anlayamadım ve gezi boyunca bu şekilde devam etti. Küçük Çatı çok güzel bir koy, içeriye girdikten sonra açık denizi görmüyorsunuz, havuz gibi. Koyda bizden başka hiçbir tekne yok zaten gezi boyunca da çok az tekne ile karşılaştık.Gökova' nın Göcek'ten en büyük farkı bence koyların çoğunda hiçbir tesis, iskele olmaması, doğayla daha içiçesiniz.
Bir sonraki durak Yedi Adalar Bekar Limanı. Yolda Amazon' a uğradık. Teknedeki Almanca rehberde burdan fiyort olarak bahsediyor. Buna rağmen demirlediğimiz yerde o kadar çok rüzgar var ki tekne alargada fıldır fıldır dönüyor. Ekip karadaki işlerini halleder halletmez burdan çıkıyoruz. Rüzgar tam kafadan 20 knot civarında. Zamanımız var yelkenleri küçültüp başlıyoruz tramolalara. Hızımız 8 knotı geçiyor ara sıra. Burnu döndükten sonra rüzgarı apazdan almaya başladık, dalgalarda 1-2 metreyi buldu. Yolumuz kısa olduğu için çok hırpalanmadan adalara vardık, adaların içine girince rahatladık. Bekar limanının tam ortasına bir gulet demirlediği için oraya giremeyince doğruca Uzun Liman' a gittik. Burda deniz biraz bulanık olduğu için yüzmedik.
Benim planım ertesi gece Okluk' ta kalıp pazar günü erkenden yola çıkıp yaklaşık 6 saatlik bir seyirle Bodrum'a dönmekti fakat ekip son gün o kadar uzun seyir yapmak istemeyince bu gün en azından yolun yarısını dönüp yine Çökertme' de kalmaya karar verdik. Ama buraya kadar gelmişken Okluk Koyunu görmeden dönmek olmaz. Sabah erken kalkıp 7 de demir toplayıp Okluk koyuna doğru yola koyulduk. Ne kadar büyülü bir yerdir burası, bok kokusuna rağmen. Çok tekne vardı demirli ama bu koku teknelerden mi geliyor yoksa karadan mı belli değil. Buna rağmen çok sessiz huzurlu bir yer. Restoran 10 gün içinde kapanacakmış sezon bittiği için.  Hemen karşıdaki İngiliz Limanında yüzme molasından sonra doğruca Çökertmeye gidip, gelirken bağlandığımız aynı yere bağlanıyoruz. 3 metredeyiz, yaklaşık 30 metre demir attık ama gece rüzgar artınca ben uyuyamıyorum, her seste dışarı çıkıp durumu kontrol ediyorum. Sabah hala karayla aramızda mesafe olduğunu, koltuk halatlarının gergin olduğunu görmek sevindirici.
Kahvaltıdan sonra yola çıkıyoruz, açıkta rüzgar daha fazla, karadan kuzeyden esiyor. Hemen yelkenleri küçültüp dar apazla Bodrum' a doğru gidiyoruz. Benim de bu kadar şiddetli rüzgarda ilk tecrübem. Zaman zaman zahiri rüzgar 27-28 knot' a çıkıyor. Bodrum' a yaklaştıkça orsaya döndük. Camadanlı cenova ile tekne çok fazla orsaya giremiyor. Bu normal birşey mi bilmiyorum.
Bu sefer hiçbir sorun yaşamadan seyri tamamladık sadece bumba baskısının piyanosunu kırdım biraz yüklenince. Her seyirden sonra biraz daha kendime güveniyorum ama artık bir eğitim almam gerektiğini düşünüyorum çünkü bu şekilde yanlış bildiğim, yanlış uyguladığım şeyler yanlış olarak devam ediyor. Selametle.

Friday, November 6, 2009

Transitlog

Çok yoğun istek üzerine Gökova seyrimi anlatmadan önce bahsetmek istediğim bir konu var.
Tam yasayı bilmiyorum ama yabancı bayraklı teknelerin Türklere kiralanması yasak veya benzeri bir yasa var. Bu yüzden Türkiye'deki bazı yabancı charter şirketleri bize tekne kiralamıyor. Bu başlı başına sinir bozucu bir durum zaten, yabancılar geliyor bizim ülkemizde tekne kiralayıp tatil yapıyorlar ve bu işten para kazanan da yabancılar. Sonuç olarak herşey burda oluyor bize bir katkısı yok. Fakat bazı yabancı şirketler bize tekne kiralıyor, ben de son iki seferdir farklı iki Alman şirketinden tekne kiraladım. Fakat iki seferde transitlog belgesinde benim ve tüm mürettebatın uyruğu Alman olarak yazılmıştı ve Liman Başkanlığı' da bunu onaylamıştı. Evet belgede ismim, TC kimlik numaram yazıyor, ama yanında Alman olduğum yazıyor. Firma yetkililerine sorduğumda bu hep bu şekilde yaptıklarını ve bir sorun olmayacağını söylüyorlar fakat bu durum beni rahatsız ediyor sanki bir usulsüzlüğün parçası oluyormuşum gibi hissediyorum.  Bu konuyla ilgili bilgisi olan varsa lütfen beni aydınlatsın.

Tuesday, November 3, 2009

Gökova

"Tanrı dünyayı yaratmış
Gökova' yı nakşetmiş
Cenneti tasvir için
Kullarına bahşetmiş"

Sadun Boro, Vira Demir' de Gökova Körfeizini bu şiirle anlatmaya başlıyor. Ben de Sadun Boro'nun izinden, kitapta tavsiye ettiği 1 haftalık Gökova seyirini biraz kısaltarak tamamladım.

Çökertme Koyu:



Küçük Çatı:







Amazon:



Dünyayı dolaşmış iki tekne Okluk Koyu'nda dinleniyor:
Sağdaki Kısmet; pırıl pırıl sanki tersaneden bugün çıkmış gibi, 40 sene önce tüm dünyayı dolaşmış, dili olsa neler anlatacak.
Solda My Chance:




Tuesday, October 27, 2009

This blog is temporarily closed due to sailing

Tuesday, October 20, 2009

Capsize Risk

CAPSIZE (alabora) RISK = beam/(disp/(.9*64))^.333
2 den küçükse problem yokmuş USYRU(United States Yacht Racing Union) 'ya göre.

Haftaya üzerinde olacağım tekne (Bavaria 37) için hesaplayalım bakalım:

Beam : ~12.5 ft.
Displacement : ~15200 lbs.

Capsize Risk = 1.95 ; Sınıra yakın ama korkmama gerek yok sanırım...

Monday, October 19, 2009

The Jazz Baroness

"Bird" de Diane Salinger' in canlandırdığı, "Thelonious Monk:Straight no chaser" da ise kendisini gördüğümüz Baroness Pannonica de Koenigswarter'ın caz tarihinde en az müzisyenler kadar önemli bir yeri var demek çok da yanlış olmaz sanırım.

1913' de Londra' da doğar, 18 yaşında Munich Art Academy' e kabul edilir. Jules de Koenigswater ile evlenir ve daha sonra İkinci Dünya Savaşında Charles de Gaulle için çalışır. Savaştan sonra boşanır ve New York' a yerleşir. New York'ta başta Charlie Parker ve Thelonious Monk olmak üzere Art Blakey, Coleman Hawkins, Bud Powell ve daha birçok caz müzisyeninin arkadaşı, patronu, koruyucusu olur. Her akşam Bentley'i ile the Village Vanguard, Birdland, Minton's Playhouse gibi klüpleri gezerken müzisyenlerden bazıları da ona eşlik eder. Klüplerdeki jam sessionlar bittikten sonra da müzisyenler, Nica' nın Stanhope Hotel' deki suitinde toplanırlar. 1955 de Charlie Parker, Nica' nın suitinde ölür. Daha önce de otel yönetimi ile sorunlar yaşamış olduğu için bu olay sonrasında Bolivar'a taşınmak zorunda kalır. Yeni evine bir Steinway alır ve o sıralarda eşi ve çocuklarıyla beraber aynı evde yaşayan Monk' a verir. Monk "Pannonica" yı bu piyanoda besteler. Nica' ya ithaf edilmiş yirmiden fazla şarkı vardır: "Nica", "Tonica", "Blues for Nica", "A Waltz for the Baroness", "Pannonica's Nocturne"....

Ve bir kitap: "Three Wishes"
Nica, 300 kadar caz müzisyenine 3 dileğini sormuş. Müzisyenlerin 3 dileğinden ve Nica tarafından çekilmiş fotoğraflarından oluşan bir kitap. Torunu Nadine de Koenigswater tarafından düzenlenip 2006 yılında basılmış.

Sonny Clark:
1. "Money."
2. "All the bitches in the world."
3. "All the Steinways."